Bağımsız Kürdistan İlanını Geciktiren Sebepler
Esasen üzerinde durulması gerekenin bunca uzun yılları kapsayan ve bedelleri son derece ağır mücadelelere rağmen bölgedeki gelişmeler ve konjonktürel koşulların Kürdlerin lehine işlediği bir dönemde Kürdler neden bağımsız bir devlete sahip olamıyorlar veya bağımsız Kürdistan’ın ilanını hangi sebeplerle geciktiriyorlar.
17.02.2017, Cum - 20:46
Haberi Paylaş

Kürdistan’ın özgürleşmesi için yıllardan bu yana tüm zorlu koşullara rağmen mücadele vermekte olan başta yurtsever güçler olmak üzere yediden yetmişe tüm Kürdlerin bin yıllık umut ve beklentilerine cevap olacak bağımsız Kürdistan’ın ilanı Kürdler açısından elbette ki hem haklı hem de meşru bir isteği ifade etmektedir.

Bu haklı ve kutsal mücadelenin bundan sonraki bedelleri ve süresi ne olursa olsun tüm Kürdlerin dünya milletler ailesindeki onurlu yerini almak ve kendisine ait topraklarda özgürce yaşama hakkındaki inat ve ısrarlarından asla vazgeçmemeleri ve bunun içinde ellerinden gelen tüm gayreti sarf etmeleri Kürdlerin en doğal siyasi ve insani hakları olarak bilinmeli ve ayrıca belleklere de böyle kazınmalıdır.

Esasen üzerinde durulması gerekenin bunca uzun yılları kapsayan ve bedelleri son derece ağır mücadelelere rağmen bölgedeki gelişmeler ve konjonktürel koşulların Kürdlerin lehine işlediği bir dönemde Kürdler neden bağımsız bir devlete sahip olamıyorlar veya bağımsız Kürdistan’ın ilanını hangi sebeplerle geciktiriyorlar. Yani açıkçası bağımsızlık ilanını geciktiren sebepler nelerdir ve kimler daha neyi bekliyor sorularına açıklayıcı ve inandırıcı cevapların bulunmasıdır.

Ayrıca bölgedeki bu çalkantılı dönemde her türden engelleyici ve provokatif art niyetli çabalara rağmen bağımsızlıktan yana olan siyasi güçlerin kendi çizgilerinde ısrarlı ve tutarlı olup olmadıkları sorunudur. Bu anlamda anlaşılır olsun diye konuyu biraz basite indirgeyerekbir misalle tartışmak ve tüm ilgili dost çevreleri mevcut durum hakkında biraz sabırlı ama katkılarını da esirgemeden hatta biraz daha arttırarak sürdürmelerinin gerekli olacağının altını çizerek belirtmek istiyorum.

Günümüz koşullarında bırakın bağımsız bir devlet ilanını, ticari amaçla bir market kurmanın ve onun yaşanabilirliğini sağlamanın dahi kendine özgü bir altyapıya, belli zorluklara ve risklere sahip olduğunu bilmekteyiz. Özcesi, 50 milyon Kürdistanlının kaderini olumlu veya olumsuz biçimde etkileyip değiştirebilecek böylesine tarihi bir kararın verilebilmesi karar vericilerin kendilerine büyük siyasi ve vicdani sorumluluklar yükleyeceği bilince çıkarılmalıdır. Bu anlamda Kürdistan’ın ilanının şartlarını olgunlaştıracak birtakım iç ve dış sorunları çözmeden deklare etmek çokta akılcı bir davranış olmayacaktır. Konuyu buradan ele alırsak Kürd siyasi çevrelerince dillendirilen Kürdistan’ın bağımsızlık ilanının geciktirilmesi yada savsaklandığı konusunda birtakım eleştirilerin yapılması ilk bakışta haklı gibi görünse bile böylesi eleştirilerin iki farklı çevreden ve iki farklı maksatla yapıldığını rahatlıkla görebiliriz.

Birinci Kategori: Bağımsız Kürdistanı kendi siyasi mücadele anlayışının merkezinde tutan ve yıllardan beridir elini taşın altına koyarak böylesi bir kutsal hedefe ulaşmak üzere mücadelenin her aşamasında kararlı bir çizgide ısrar edenlerdir. Bu çevrelerin hayalini kurdukları devletin ilanında aceleci davranmaları makul ve anlaşılır görülebilir.

İkinci Kategori: Bunlar ise siyasetlerini Kürd milliyetçisi çevreleri düşman ilan ederek farklı sömürgeci merkezlere sırtını dayamış oralardan beslenen ve yine aynı merkezlerden talimat alan pratiklerinde ise mümkün olabildiğince kendisini açık etmeyen çevrelerdir ki bunlar bağımsızlıkçı çizgide büyük bir ısrar ve inada sahip Mesud Barzani ve KDP düşmanlığı üzerinden siyaset yapmaya yeminli ve kendi başarısız politikalarını gözden kaçırma adına Kürdistan’ın bağımsızlık ilanının şartları henüz olgunlaşmadığı koşullarda ilan edilmesini zorlayan açıkçası erken doğum yaptırarak bir başarısızlığın parsasını toplamaya çalışan art niyetli çevrelerdir.

Bu içe dönük belirlemelerin ardından ve büyük resimden baktığımızda ayrıca konuyu uluslararası boyutlarıyla düşündüğümüzde karşımıza yine iki ayrı kampta ve ayrı düşüncelerin ortaya çıkığını görmekteyiz.

Birinci Kamptakiler:

 a-) Gelinen aşamada Kürdistan’ın bağımsızlık meselesinde birinci derecede muhatap olan Irak merkezi hükümetiyle yeni ve daha büyük problemler yaşamadan birtakım dost geçinen küreselgüçlerinde desteğini alarak bir müzakere ve konsensüs çerçevesinde çözüme ulaşmak .

 b-) Muhtemel bağımsızlık ilanı için uluslararası ciddi desteklerin alınabilmesi adına oldukça yoğun ve verimli bir diplomasinin yürütülmesi ihtiyacını hissedenler.

c-) Yine, bağımsızlık ilanı halinde büyük tepkiler verecek olan İran ve Türkiye’nin muhtemel saldırı ve provokasyonlarını boşa çıkarıp etkisizleştirebilecek koşulların yaratılmasına olan ihtiyacı bilince çıkaranlar.

d-) Bunların hepsinden önemlisi en geniş anlamda Kürd ulusal birliğini sağlayabilecek şartları olgunlaştırmak ve muhtemel düşman saldırı ve provokasyonlarını milli bir refleksle göğüslemenin şartlarını yaratmak ve böylece olası riskleri en aza indirgemek isteyenler.

İkinci Kamptakiler:

a-) Sömürgeci 4 devletin kendi aralarındaki tüm çelişkilere rağmen ilerde hepsini olumsuz yönde etkileyebilecek bağımsız bir Kürdistan ilanını beraberce mümkün olan tüm araç ve yöntemleri kullanarak engelleme çabaları.

b-) “Demokratik Türkiye, Demokratik Suriye, Demokratik İran, Demokratik Irak” sloganlarıyla bağımsız Kürdistan devletini haram ilan ederek ulus devleti çöpe atan ve ortak vatan sloganlarıyla Kürd insanını özelliklede Kürd gençliğini zehirleyen entegrasyoncu ve uzlaşmacı sözde Kürd siyasi çevreleri.

c-) Sömürgeci güçlerle zımni iş birlikleri sonucu bağımsız Kürdistan’a yönelik çabalar içerisinde olan Mesud Barzani öncülüğündeki hareketi karalayan, küçük düşüren, ilkel milliyetçi diye tanımlayan çevrelerdir ki bunlar Kürdistan da mevcut küçük azınlıkları, mezhepsel ayrılıkları ve ideolojik farklılıkları kaşıyıp kullanarak engel çıkarmaya çalışan malum çevrelerdir.

Oysa hepimiz çok iyi bilmekteyiz ki kurulacak olan devletin adı Barzanistan olmayacaktır, bu uğurda bütün ömrünü Kürdistan’ın özgürlük mücadelesine adamış Başkan Barzani’nin hedefi ve tüm Kürdlerinde hayali olan özgür bir Kürdistan Devletidir. Ömrünü bu mücadeleye adamış bazen mütevazi bir diplomat bazen hoşgörülü bir siyaset adamı ve bazen de kahraman bir peşmerge olarak tanıdığımız bir Kürd liderinin çabalarını engellemenin ve emeklerini inkar etmenin ne kadar doğru olduğunu ve böylesi bir politikanın Kürdlere hangi yararı sağlayacağını yine Kürdlerin vicdanlarına bırakmak istiyorum.

Elbette ki Mesud Barzani de eleştirilemez ve eksikleri olmayan bir lider değildir ancak eleştirirken mutlaka ahlak kurallarına ve vicdan ölçülerine azami dikkat göstermek gerekiyor. Geldiğimiz noktada Kürdlerin hayalini kurduğu Kürdistan’ın ilanının neden ve nasıl geciktirildiğini bir miktar anlatmaya çalıştık ancak Kürdistan gibi bir derdi olmayanların ayrıca da Kürdistan sevdasıyla yanıp tutuşanların bilmesi gereken bir gerçek vardır ki yüzyıllardır köleliğin her türlü ceremesini ve cezasını çekmiş olan Kürd halkı kendisini özgürlüğe ve bağımsızlığa götürecek, onurlu bir yaşamı inşa edecek olan kadroları ve o özelliklere sahip liderlerini tanımaktadırlar ve bağımsızlık yolunda emek veren kadroları sahiplenerek art niyetli tüm çevreleri kendi utançlarıyla baş başa bırakacaktır.

Unutulmasın ki Kürdlerin fazlasıyla hak ettiği bağımsız Kürdistan yakındır.

Ancak tarihten ders çıkarmasını bilenler demirin de sadece kendi tavında dövüleceğini bilirler.

Saygılarımla

M. Hüseyin Taysun

17.02.2017 / Wan

Bu haber toplam: 7285 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:04:03:23
Etiketler: m. hüsryin taysun. bağımsızlık
Bu gönderiye hiç yorum yapılmamış! İlk yorum yapan kişi olmak ister misin?
Nerina Azad
x