Ya Devlet Başa, Ya Kuzgun Leşe!
Türkler Kurtuluş Savaşı’na başladıklarında, Fransız, İtalyan,İngiliz ve Yunan ordularına karşı hangi “uygun” zamanlamayla isyana başladılar?..Silah ve mühimmatları daha mı üstündü?, teknolojide daha mı ilerideydiler?, daha mı büyük bir orduya sahiptiler?..
Muazzez (Heja) Baktaş
13.09.2017 | 16:27
Makaleyi Paylaş

YA DEVLET BAŞA YA KUZGUN LEŞE  
“Ok yaydan çıktı”, Kürtler sadece Ortadoğu coğrafyasında değil bütün dünyada “dörtnala” kendi kaderlerini belirlemek için tarihte belki de ilk defa “silaha” değil, “sandığa” sarılmaktadırlar. Ve görülen o ki; “sandık” silahtan çok daha etkili bir siyaset yoludur.

Kürtlerin Güney’de ve Rojava’da sabahtan akşama haftada bir tane kenti ele geçirmeleri, ağır silahlarla donatılmaları, büyük devletlerin ardı ardına Kürdistan’da askeri üsler kurmaları ve diğer bir çok gelişme hiçbirisi özellikle egemen ülkeleri o kadar da telaşlandırmamakta ama konu “irade beyanı” ve “statü” belgesi anlamına gelecek olan “bağımsızlık referandumu” olunca hepsinin birden uykuları kaçmakta, saldırı tehditlerinde bulunmakta ve ağızlarını en yüksek perdeden bozmaktadırlar.

“Bağımsızlık referandumunun” biz Kürtlerin siyasi tarihine geçecek olan önemli bir yansıması oldu.
“Zamanlama”, “zamanı uygun değil”, “zamanı değil”, “koşullar oluşmamış” vs..vs..vs..
Hadi egemenler ve Batılılar “oyalama” veya “kullan at” taktiğinin gereği olarak bunu öne sürüyorlar da bizimkilere ne oluyor?

Ta 60-70 yıl önce Peşmerge silaha sarılıp dağa çıktığında “isyan” için hangi koşullar uygundu?..
PKK 1984’te 30-40 kişi ile silahlı eyleme başladığında, hangi koşullar buna uygundu?..
Che ve Castro dağa çıktıklarında Küba halkı “aman iyi ki dağa çıktınız, zaten bizde sizi bekliyorduk mu!..” dediler.

Lenin devrim için karar aldığında bütün Rus halkı “nihayet zamanı geldi mi?” dedi.
Mao “uzun yürüyüşünü” yaparken Çin halkı onu devrim lideri olarak mı selamladı?..
Gandi “tuz yürüyüşünü” yaptığında Hindular,Sihler,Müslümanlar hemen etrafında kenetlenip yola mı çıktılar?..

Amerikalılar İngilizlere karşı bağımsızlık savaşına başladıklarında hangi “zamanlamaları” isyan için uygundu?..

Fransız Devrimi patlak verdiğinde, devrim ateşi “saate göre mi” ayarlandı?..

Türkler Kurtuluş Savaşı’na başladıklarında, Fransız, İtalyan,İngiliz ve Yunan ordularına karşı hangi “uygun” zamanlamayla isyana başladılar?..Silah ve mühimmatları daha mı üstündü?, teknolojide daha mı ilerideydiler?, daha mı büyük bir orduya sahiptiler?..

Türklerin Kurtuluş Savaşı hangi “zamana” göre uygun bir “zamandı?”…

Onu bunu geçin de!.. Ben yaşadığım son 30-40 yılda Kürtlerin hangi coğrafyada olursa olsun “silaha sarılmalarının” yadırgandığını, isyanlarının “zamansız” olduğunu şimdiye dek duymadım. Elbette yöntemler, ideolojiler,liderler ve daha bir çok şey eleştirildi ama asıl olan yani “silaha sarılıp” isyan etme hep “saygıyla karşılandı” veya en “rezil Kürt” tarafından bile biz övünme meselesi olarak görüldü.
Neden bu durum silah yerine “sandık” olunca bu kadar “panik” yarattı?..

Çünkü silahla “devrim” yapabilirsen ve yönetimi ele geçirebilirsen ne ala…

O zaman zaten sandığa gerek kalmaz. Silahlı güçle devletin her aşamasını organize edersin, ideolojin doğrultusunda bir yönetim inşa edersin, dünyanın geri kalanının da sana “eyvallah” demekten başka çaresi kalmıyor.

Irak ve Suriye Batılılar tarafından hiçbir mezhep ve etnik kaygı güdülmeden cetvelle çizilip “kukla yönetimlerle” devlet haline getirilince sorun yok, bütün Arap devletleri bol kepçe misali Arap aşiretlerine pay edilirken sorun yok, İsrail “para” ve “diplomasi” gücüyle kurulurken sorun yok, Türkler İngilizlerin desteğiyle devletleşirken sorun yok, Acemler kendi mezheplerinin meşrebine göre bir “İslam Cumhuriyeti” kurarken sorun yok, 20’ye yakın halk Sovyetlerden ayrılıp devletleşirken sorun yok, Yugoslavya 6-7 devlete bölünürken sorun yok, anladığım kadarıyla bu yeryüzünde bir tek “Kürtler” devlet dediğinde her tarafta sorun teşkil ediyor.

Neden?..

Sadece egemen devletlerin “bölünmesi” paranoyası ile açıklanacak bir durum değildir.

Sovyetler süper güç iken “bölünmek” mi istedi?..

Veya Kürtlerin tarihten gelen “bir türlü” kendilerini “yönetemedikleri” saçma iddiaları mı?..

Veya Kürtlerin bir türlü “birlik” olamadıkları mı?..

Veya bu dünyada sadece Kürtler mi Batılılarla işbirliği yapınca birden bire “kukla” oluvermektedirler.

Ortadoğu’da hangi ülkenin Batılılar veya diğer cephe olan Rusya ile bağlantıları yoktur.

ABD ve Rusya’nın sadece Kürdistan’da mı askeri üsleri bulunmaktadır?..

“Dandik” Arap emirlikleri mi bize “demokrasi” dersi verecek?..

Her birisi sınırları içerisinde yer alan Kürdistan topraklarını sabah-akşam bombalayan,Kürtleri katleden,işkencelere tabi tutan, milyonlarcasını tutuklayıp,köylerini yakıp-yıkan, dillerini ve kültürlerini yasaklayan her fırsatta Kürtlere yönelik her türlü faşizan uygulamayı gözünü kırpmadan en sert şekilde devlet politikası olarak yürüten egemenler mi bize “zamanlama” ve “demokrasi” dersi verecek?...

Peki tekrar edelim bu korkunun nedeni nedir?..

Anlatalım…

Madem güney bir “kukla” devlet olacak, madem dört devletin sınırları içerisinde “boğulacak”, madem denize açılmadığı için “bitecek” olan, madem bir “aşiret devleti” olacak olan ve onların gözünde “cürümü kadar yer yakacak” olan Kürdistan’dan neden bu kadar korkuyorlar?..

Haaa işte işin sırrı burada!..Kurulacak olan Kürdistan “cürümü kadar yer yakacaktır.” Ve o Cürüm de bütün Kürdistan’dır…

Zaten pratikte 10 seneden fazla bir süredir “bağımsız” olan Güney’in bağımsızlık referanduma gitmesi aslında sadece Güney’le sınırlı kalsaydı emin olun herkes dünden razı olacaktı.

Kürtlerin “zamanlama” sıkıntısı olduğu gibi, “şimdiki zamanı” algılama sıkıntısı da bulunmaktadır galiba.
Ey Kürtler şu anda herkes Güney’e kilitlenirken Batı Kürdistan nam-ı diğer adıyla “Rojava” ama benim sevdiğim ve Batılıların koyduğu isimle “Verimli Hilal” tam Eylül’ün 22’inde Kanton Başkanlıkları seçimlerine gitmektedir.

Ve adayların neredeyse yarısı kadındır…

İşte Ortadoğu yönetimlerinin hepsinin diğer bir korkulu rüyası da budur…

Yani Güney’de ve “Verimli Hilal’de” kurulacak Kürdistanlar bu coğrafyanın en demokratik yönetimlerine sahip olacaklardır.

Kadın haklarını Batılılardan daha fazla,

Etnik grupların ve azınlıkların haklarını en değme Sosyalistten,
Dini azınlıkların haklarını en “ümmetçi” geçineninden,

“Yerinden yönetim” ilkesini en değme Sosyal Demokrattan daha çok savunacaklardır.

Siz hiç çevrenizde Ermenilere, Rumlara ve Yahudilere “küfür” eden, onları rencide eden en gerici görüşlere bile sahip bir Kürt gördünüz mü?...

Siz hiç Süryanileri dışlayan, Ezidilere faşizan bakan bir Kürde rastladınız mı?..
Daha da ileri gidelim…

Bunca zulme rağmen siz hiç Türklere, Araplara ve Acemlere “öfke dolu” ve faşizan yaklaşan bir Kürde rastladınız mı?..

İşte Kürtlerin bu “azınlık”, “etnik”, “dini” ve “mezheplere” yönelik son derece “hoşgörülü” davranışlarından ürküyorlar.

Kürtlerin kadını “özgürleştirmesinden” korkuyorlar…

Kürtlerin “savaşçılıkları” ve “asilikleri” bunları bu yüzden bu kadar korkutmuyor.

Onların asıl korkusu Kürdistan’da binlerce yıllık bir gelenek olan her kesime yönelik Kürtlerin “hoşgörüsüdür”…

Soralım Yahudiler bütün Araplardan ve Acemlerden ve hatta siz bakmayın biraz “vefa” borcundan dolayı

Türklere biraz opsiyon tanımalarına rağmen “nefret” etmelerine rağmen, Kürtleri bu kadar sevmeleri nedendir?..

Ortadoğu’da Filistinliler hariç hangi dini ve etnik grup Kürtleri sevmemektedir?...
Neden bütün dini ve etnik azınlıklar Kürdistan coğrafyasına sığınmakta veya yüzyıllardır buralarda yaşamaktadırlar?..

Dedelerimiz ve ninelerimiz çağdaş Batı demokrasisi dersi mi almışlardı?..

Barbar ve yağmacı diye tanıtılan Kürt aşiretleri bizim bilmediğimiz bir Anarşist “Komün” hayatı mı yaşıyorlardı?..

Diğer yazılarımda tarihten elimden geldiğince örnekler vermeye ve Kürdistan tarih yazımına katkıda bulunmaya çalışıyorum, okuyanlar bilir, işin sırrı Mezrabotan topraklarındadır.

Bu topraklar medeniyetin “yatağı” değil bildiğiniz ortaya çıkış yeridir.

Bu topraklar peygamberlerin, dinlerin ve etnik grupların “varoluş” yeridir.

Dolayısıyla tarihin her döneminde aslında “biz” olan ve “bizden” olan her kesime elbette ki “hoşgörü” ile yaklaşacağız…

Göçenler, konanlar ve yağmacılar bu psikolojiyi elbette ki anlamayacaklardır.

Kimisi “zamanlama” uygun değil diyecek…

Kimisi “ümmet kardeşliği” ayağına ayak sürüyecek,

Kimisi “halkların kardeşliği” deminden yol almaya çalışacak,

Kimisi ise; hiçbir şey fayda etmeyince “hırlayacak”…

Ama artık “ok yaydan çıktı” ve geriye dönüş mümkün değildir.

Ha iğneyi kendimize batırmadan durmayacağım.

Güney yönetimi son 10 yılda ekonomiden tutun da tarım ve sanayiye kadar  bir çok konuda sınıfta kalmıştır.

Hep restorasyon ve inşa süreci diye diye opsiyon tanıdık…

Ama bundan sonra ister Barzaniler olsun ister diğer yöneticiler olsun akıllarını başlarına alıp, şapkayı önlerine koyup düşünmek zorundadırlar.

Şu Arap Arabeskliği özentilerine bir kenara bırakıp “gökdelen” ekonomisinden bir an önce vazgeçip “üretime” dönük bir modele geçmeleri, kadını “görünür” kılmaları, parlamentoyu işlevsel hale getirmeyi ve bölge ülkeleriyle kurdukları ilişkileri “gözden geçirmeleri” gerekmektedir. İşbirliği ve ticaret ayrı bir şey, “ipleri birilerine bırakmak” ayrı bir şeydir.

Herkes Kürdistan’ın dinamiklerine güvenmek ve yönetim modelini bunun üzerine inşa etmek zorundadır.
Bizim tarihimiz, meralarımız, yaylalarımız,dağlarımız,ırmaklarımız, hayvanlarımız, etnik zenginliğimiz,dini çeşitliliğimiz, mezhepsel hoşgörümüz, petrolümüz, doğalgazımız, tarım alanlarımız ve daha nice maddi-manevi kültürümüz bize yeter de artar bile…

Kürdistan’ı illa peşkeş çekecekseniz bari Kürdistanlılara çekin de zenginliğimiz bize kalsın…
Yönetimle ilgili ve demokrasiyle ilgili kaygılanan Kürdistanlılar rahat olsunlar.
Bu devlet kimsenin babasının malı değildir, hepimizin babasının malıdır.

“Demokratik bir Kürdistan” inşası ancak “bağımsız bir Kürdistan” inşasından sonra mümkün olabilecektir.
Beğenmediğimizi ya “beğenir” hale getireceğiz veyahut indirir “beğendiğimizi” başa getiririz.

Birbirimizle “demokratik” kaygılar temelinde uğraşmak o kadar da zor olmayacaktır.
Baştan da dediğim gibi artık “ok yaydan çıkmıştır” ve hedefe doğru yol almaktadır.
Bundan sonra geriye dönüş olamaz.

Osmanlı Padişahı II.Mahmut’a atfedilen meşhur bir söz vardır.

Bundan sonra Kürtler için “Ya Devlet Başa, Ya Kuzgun leşe” dışında bir seçenek kalmamıştır.

Referandumda “evet” demeyi tercih edin demek bile bence “utanç” verici bir söylemdir.
Kim neye “hayır” diyecek bi anlatsınlar bakalım!..Hangi yüzle ve hangi mantıkla kim “hayır” diyorsa” tarih bir günden oluşmamaktadır.”Gün gelir, devran döner” ve hayırcılar kendi dizlerini döveceklerdir…

Hadi referandum haftasında biraz coşalım!..

Ortadoğu’nun ortasında bir Kürdistan açılmış,

Açılan Kürde ve Kürdistan’a MERHABA!..

Bu makale toplam: 8100 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:13:18:50
Etiketler: Muazzez baktaş
Bu gönderiye hiç yorum yapılmamış! İlk yorum yapan kişi olmak ister misin?
Nerina Azad
Muazzez (Heja) Baktaş
Yazarın Önceki Yazıları
Arı kovanına çomak sokmak … Yunan Medeniyetinin Kökeni Kürt Medeniyetidir Tarih Kürdistan’dan Başlar!. . Peşmerge Generali Şerefani 'Bağımsızlık Referandumunda Tarafız' Arapların Çöküşü Seyyah, filozof, entelektüel, hümanist Mardin’li peygamber Mani ve Manicilik dini Kürt peygamberi Zerdüşt ve Zerdüşlük Kürdistan’ın gizemleri ve Kutsal emanetler Bağımsızlık için referandum gerekli midir? Kürdün Ateşle İmtihanı (Referandumlarla) Kürdistan’a Sefer Olur Zafer Olmaz !... Soylu, Efsanevi bir Lider ve Oğlu Kürtlerin İmajı Ne Olmalıdır? Kehanetler ve Kürdistan Savaşları Kürdistan’ın Lanetleri !.. Başkomutan Barzani General Şerefani: Ortadoğu barışının anahtarı, Kurdistan’ın özgürleşmesidir Yıldızın Parladığı An ‘Kürdistan Genişlerken’ Sürgün!... Vurun Kürt Uşağı Namus Günüdür!.. Kürdistan için İftar (Bağımsızlık) Vakti Pax Kürdistan'a (Kürdistan Barışı) Ne Şam’ın Şekeri Ne de Arabın Yüzü!.. Kaçın Kürtler Geliyor!.. Özgür Kürdistan’da Bağımsızlık Savaşı Kürdistan Sendromu (2) Kürdistan Sendromu (1) Türkiyelileşmek mi Kürdistanlılaşmak mı? Bütün sorun burada Bağımsızlık Yolunda Başkan Barzani’nin Elini Güçlendirelim Dağ Dağa Kavuşmaz Ama Kürdistanlılar Her Dağda Newroz Ateşi Yakar Merhaba Kürdistan Kampanyası Kürdistan’a borç ödeme zamanı Birimiz Dördümüz, Dördümüz Birimiz Kampanyası Koruyucu Vatan Kürdistan De Facto Kürdistan Kürtlerle Türkler Arasındaki Aşılamaz Farklar (Duvarlar) Bağımsız Kürdistan’ın Yaşama Şansı Var mıdır? Kürdistan Bağımsızlık Bildirgesi İleri Karakol mu? Özgürlüklerin Toprağı mı? Dünyada 'Mülteciler' Kürdistan’da 'Mülksüzteciler' Kürdistan Peşcepheleri (Peşmergeleri) Kürd-Çar-Stan Diplomasi Dehası Başkan Barzani ArmeKürdistan Tarih Tekerrürden İbarettir! Doğu Cephesi'nde Değişen Bir Şey Yok! PeşKurdistan Savunma Gücünden Kürdistan’ı Kurma Gücüne Doğru 'PEŞMERGE' Cepheler ve Cephe Gerisi Savaşları - 3 Cepheler ve Cephe Gerisi Savaşları - 2 Cepheler ve Cephe Gerisi Savaşları - 1 Mezra Kürdistan (MezoKurdiya) Kürdistan Emin Ellerde Vasiyet…Vasiyet…Vasiyet!.. Hayalden Gerçeğe Dönüşen KURDISTAN Kürt Sorunundan Kürdistan Davasına mı? Kürd Sorunu Sil Baştan Kardeşlik Yapay, Ölümler Gerçek Türkler Neden Çıldırdı? Kurd-1-stan Kürtleri Ölümcül Kardeşlik Masalı Haydi Hep Birlikte Haddimizi Aşalım! Çözüm Süreci Çökmüştür! Bağımsız Kürdistan Kapıdadır Kürdistan'ı hep birlikte inşa etmeliyiz Kardeşlik edebiyatını geçiniz KURD-BİR-STAN mümkün mü? Ortadoğu'nun 'Kürdistan' Doğum Sancısı Hewler, Yüreğimin Başkenti Ben ve Ülkem Bağımsız Kürdistan'a Doğru Birlik Olmanın Neresindeyiz Konuşamayan, Yalnızlığa İtilen Kadınlar Halklar; Habil ve Kabil'den bu yana ''Kardeş'' Olamadılar. Kalbimizdeki Kürdistan dilimize neden bu kadar uzak? Güney'in Yükselen Bağımsızlık Mücadelesi Engellenemez Kürd Kadınının Eşi Görülmemiş Kahramanlığı Durun Siz Kardeşsiniz Varlığımız Yüce Türk Varlığına Armağan Olamadı Kürdlerle Türkler Kardeş Olmak İstiyor mu? Hayır, Kardeş Falan Değiliz! Hani Kardeştik? Taklit Hayatlar UNESCO Kürdleri Koruma Altına Alsın.. Acilen! Kürdistan Devletleşecek! Ne Olacak Bu Halimiz? Kürtlerin Genetik Yapısını Bozuyorlar!... Her şey yerli yerindeydi, ama bütün canlılar ölmüştü - Halepçe Kürdistan ve Birlik Sorunu Sahte Feministler Kürd Kadını Efsaneleşirken Dünyanın Koruyucu Tabakası Peşmergeler Peşmerge Onurumuz ve Özgürlüğümüzdür Halkımız Ulusal Kongre İstiyor Kürd Halkı Devletleşme Yolunda Kurnaz Türkler ve Aptal Kürtler Kürdler Devletleşmek Zorunda Neden Uluslaşamıyoruz?
x